Fotoğraf Çekmekteki Amacımız

Herşey fotoğrafın öznesidir. Ancak amaç önemlidir  yani bir fotoğrafı ya da o konuyu hangi amaç ile çektiğimiz. Bir de etik ve insan hakları konusu var ki, bu yazımda ona değinmeyeceğim.

Fotoğraf çekmekteki amaçlarımız, haber fotoğrafçılığında ya da belgesel fotoğrafta bir olaydan halkı haberdar etmek, mimari bir çekimde mekan hakkında bilgi vermek, ya da mimari formları fon olarak kullanarak belli bir stilde üretim yapmak, moda çekimlerinde ise amaç belki kıyafeti pazarlama stratejisi, makro fotoğraflarda belki yaşayan bir böcek türünü tanıtmak ya da literatüre kazandırmak olabilir ve bu amaçlar çoğaltılabilir, örneklenebilir. Maalesef ülkemizde fotoğrafın ilerleyemeyip, hatta geriye gitmesinin temel sebebi, fotoğrafa, amacı dışında anlamlar yüklemek, üretilmiş kadrajların milyonlarca kez tekrarı, estetiğin hakim olması gereken fotoğraflarda üstün körülük, ya da haber vermesi gereken belge fotoğraflarında ise, (mesela siyasi bir olay fotoğrafı) fotoğraftaki mesajın çarpıtılmasına ve o fotoğrafın o an ki olaylardan haber vermesi gerektiği unutularak kendi düşüncelerine ve fikirlerine göre o fotoğraf hakkında yargısız infaz yapılmasına kadar gidiyor.

Peki burada asıl sorun nedir? Asıl sorun, ilk önce fotoğrafı hangi amaçla çektiğimiz konusunda kararsızlığımız.Kendimiz için mi çekiyoruz, beğenilmek için mi yoksa yukarıda bahsettiğim konular için mi, belki de hepsinin karması olan bir sebeple de çekim yapıyor olabiliriz.

Ayrıca, sosyal medyanın bizlere pompaladığı tarz ya da konularda fotoğraf üretmeye çabalamamız da cabası.Bunun yanı sıra bilinçsiz bir şekilde, bir fotoğraf stilinin ya da türünün diğerinden daha yüce, daha önemli, gerisinin fasa fiso olduğuna dair var olan tartışmalar.

Oysa ki demokratik toplumlarda ya da başkalarının haklarına saygılı olmayı salık veren herkes, kendine yakın hissettiği ya da kendini o alanda daha başarılı bulduğu tarzda özgün üretimler yapabilmeli ve kendi çektiği tarz her ne olur ise olsun -haber, olay, belgesel, mimari, portre- bir diğer üretim yapılan tarzı küçümsemekten vazgeçmeli.

Fotoğrafta özgürlüğü savunup , ardından fotoğraf faşizanlığını savunmanın iki yüzlü bir hareket olduğunu düşünmekteyim.

Burada ”özgün” kelimesinin altını özellikle çizmek istiyorum. Fotoğrafa ilk başlanılan yıllarda, yeni başlayanlar tarafından, sosyal medyada sağlam yer tutan fotoğraf konuları ve fotoğrafçıların kadrajları taklit edilebilir ya da esinlenip ona göre üretim yapılabilir ancak, birkaç sene sonunda kişi hala özgün kadrajını ya da fotoğraftaki dilini oturtamamışsa eksik birşeyler olduğunu söylemek gerekir.

Ben kimim, nasıl üretimler beni mutlu ediyor, ya da izleyene ne tür mesajlar vermeliyim üzerine ciddi kafa yormak, kişisel gelişimin önünü açacaktır. Belli konular seçip, o konularda seri fotoğraflar üretmek üzerine çalışmalar yapmak, konuya olan farkındalığı artıracaktır. İlk zamanlar hepimiz farklı konularda fotoğraflar ürettik.Ancak bir süre sonunda üzerine kafa yorulmuş küçük küçük projeler yapmak fotoğrafçıyı geliştirecektir diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın